BEYNİN RUHANİ YANI

BEYNİN RUHANİ YANI

– Prof. Dr Nevzat Tarhan –

İnsan vücudundaki her hücre bölündüğü hâlde, özel bir yapısı olan sinir hücresi bölünememektedir. Ancak yeni sinir hücrelerinin üremesiyle; güçlü nöron ağlarına katılması mümkün hâle gelmektedir. Nöron ağları ateşlendiğinde, yeni bağlantılar kurulur. Hangi alandaki sinir hücresi tetiklenirse; o konu ile ilgili güçlü nöron ağları ilişki kurmaya başlar. Nöron ağları arasındaki kavşak ilişkisini oluşturma görevi de kimyasallara aittir.

Nöropeptikler; serotonin, dopamin, noradenalin gibi öfke, şehvet, sevgi ya da nefret gibi farklı duygularımızın taşıyıcısı olan sinir ağlarını, kıvılcımlarla tetiklemektedirler.

İnsan beyninin şebeke yapısını ve güçlü nöron ağlarını, bir şehrin trafiğine benzetebiliriz. Şehirde hangi semte yatırım yapılırsa o bölgeye rağbet artacağından, bölgenin yolları gelişir. İnsan beyninde üretilen düşünceler de ilgi alanımıza göre şekillenmektedir. Bilgi zenginliğine göre bir kişinin, günde ortalama 50.000-100.000 civarında düşünce ürettiği zannedilmektedir. Böylece o kimsenin nöron ağları ve bilgi şebekesi de güçlenir ve sinirsel devreler oluşur. Takıntılı bir insanda hep aynı yol kullanılır, alternatif sinir devresi üretilemez. Sinir hücreleri sürekli aynı kimyasalın bombardımanına maruz kaldığında; daha çok reseptör (alıcı) üretilir. Bu durum, ihtiyacı karşılamak için gereklidir. Uyuşturucu bağımlılığı, bu konuya iyi bir örnektir. Madde alınmadığı takdirde, sürekli arzu edilen maddeyle ilgili beklenti vardır. Aynı şekilde davranışlar ve duygusal alışkanlıklar da bağımlılık yapar. Kişi aradığı heyecanı beyninde tekrar yakalamak için farklı davranışlara girer. Uyuşturucu hap kullanımı aslında sahte tatminlerle sinir hücrelerini yanıltmaktır.

PSİKON BEYNİ
Psikon beyni kimyasal ve elektrofizyolojik şekilde çalışan beynimizin, sürücü koltuğunda oturan yönetici paralel beyne kuantum fizikçilerinin verdiği isimdir. Ayrıca burada foton üstü parçacığı için psikon ismini kullanmanın da yanlış olmayacağını söyleyebilirim. Psikon, elektromanyetik çekimden öte kütle çekimiyle ilgilidir. Evrende kütlelerin bir biri ile bağlantı kurmasını sağlayan “esir” isimli ara madde için önerilen bir isimdir. Frekans ve osilasyon sağlayan parçacık olmasıyla ilgili söylentiler, henüz hipotez durumundadır.
Psikon beyni, madde olmayan bir zihni ifade eder. Madde olmayan zihinsel birimler, üç boyutlu frekans kodlarından oluşur ve holografik olarak tanımlanabilirler. Lazerde fotonlar, eşduyumlu davranır ve aynı ritme uyarlar. Böylece bireysellik kaybolur, fakat güç artar. Hologram görüntü kaydetme yöntemi olarak etiketleme de kullanılmaktadır. Aslında kaydedilen görüntü değil, amblemin frekans kodlarıdır. Bilimsel çalışmaların ilerlemesi, yakın zamanda insanın üç boyutlu görüntüsünü, ekran yerine ortamda izlemenin mümkün olabileceğini düşündürtmektedir.

KUANTUM FİZİĞİNİN IŞIĞINDA İNSANI ANLAMAK
İnsandaki bilinçli bellek, uzay-zaman bileşeninde yer alır. Bu bilinç türü, madde cinsinden olmayan, beyinde yer almayan ama egonun altında; yürütücü, zaman ve mekândan uzak hologram türünde bir elektromanyetik aktivasyondur.
Beyin holografik evrendeki vitrin, dış görünümdür. Madde cinsinden olmayan psikon, kuantum sıçramaları ile sinirleri uyarır. Niyet ve düşünce psikonu ateşler ve psikon da dendronlar yoluyla, seçilen sinir hücrelerini ateşler. Mesela, kolunu kaldırmaya niyet eden kişinin canlandırma yoluyla, zihnindeki algılar kaynaşır; algıların birliği oluşur ve bu sayede sinir hücrelerindeki voltaja bağımlı iyon kanalları çalışmaya başlar. Klasik fizik, parçaların toplamından fazla olan bütünü açıklayamamaktadır. Kuantum fiziği ise madde altı parçacıkları tanıtma işlevi görür. Madde altı veya anti madde, kuantumun mekaniğe dayalı özelliğini oluşturur.

Kuantum bakışı ile önsezileri açıklamak daha kolay hâle gelmiştir. Bir Rönesans niteliğindeki bu yeni bilgiler, zihni anlamaya çalışırken kuantum elektrodinamiği insanların da içinde olduğu bir sistemden söz eder.

İnsan beyni, alternatif seçimlerin tümünü bir arada bulundurur. Bu durum ilhamın, uzun ve başarısız araştırmalardan sonra nasıl oluştuğunu açıklamakta yardımcı olabilir. Kuantum benzeri genel düşünce ve bilgi diyebileceğimiz kozmik zekâ, zihin ve madde arasında keskin bir ayırım olmadığı için; duygusal odaklaşma ve zihinsel yoğunlaşma esnasında dalga fonksiyonunun hızlanması sonucu ışıktan hızlı giden bir evrensel akışla temasa geçip, bilgi arşivlerine ulaşır. Bu sonuç, bütüncül evrenin bütüncül sinirsel aktiviteyle alıveriş hâlinde olmasının değişik bir tezahürüdür. Beyin alternatif seçimlerin tümünü bir arada bulundururken, bunlar içerisinden kendisine uygun olan uyarılardan birini seçerek karar verir.

Herbert’e göre Kuantum bir sigorta şirketi gibidir. Total hesap bellidir, ama bireysel tahmin yapılması zordur. İnsanların ortalama ömrü bilinse de bireye ömür belirlenemez. Genel düşünce ve verilere rağmen bireyin kendi dosyasında yer alan ve tercihlerine göre depolanmış olan bilgilerin niteliği, ancak öldükten sonra kesinleşir. Bu noktada bilinç, felsefe ile fiziğin ortak olduğu bir alanda buluşur. Teorik biyopsikoloji olarak da tanımlayabileceğimiz bu zihinsel önermelerin gerçekliği, zaman içerisinde netleşecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir